top of page

Pritikin Diyeti ve Bitkisel Beslenmenin Olağanüstü Tarihi

Bitkisel beslenmenin tarihi birçok araştırmacının ve gerçek bilim insanının insanlığa hizmet yolunda hayranlık verici adanmışlıklarını ve fedakarlıklarını göstermesi açısından olağanüstüdür.

Pritikin diyeti başta olmak üzere yapılan çalışmalar, neden hayvanları yemeyi bırakmamız ve daha fazla bitki yemeye başlamanız gerektiğini açıklayan bu arka plan bilgileri sağlayarak bitkisel beslenme yolculuğunda uygulayıcılara güç ve motivasyon sağlayabilir.

Et üzerine yapılan araştırmaları anlatan gazete küpürü resmi
Pritikin Diyetinden Onlarca Yıl Önce Et-Hastalık İlişkisi Biliniyordu.

Bitkisel diyetler ile yüksek proteinli diyetlerin karşılaştırması, mukayesesi ve konu üzerine yapılan çalışmalar 18’inci yüzyılın başlarına kadar gider.  New York Times gazetesinde 24 Eylül 1907 tarihli bir ön sayfa haberi dikkat çekicidir: “Et Yiyenler Arasında Kanser Artıyor." Makale, et tüketimini daha yüksek kanser riskiyle ilişkilendiren yedi yıllık bir çalışmayı bildiriyor; sorunun kaynağının, göçmenlerin geldikleri ülkelerde yedikleri geleneksel bitkisel diyetten hayvansal ürünler açısından zengin yemeklere geçiş olduğunu öne sürüyordu. Yazarın şu cümlesi şaşırtıcıdır: "Kanserdeki büyük artışın, hayvansal gıda tüketiminin artmasından kaynaklandığı konusunda en ufak bir sual olamaz.”

Walter Kempner’in İnanılmaz Hikayesi

1939'da Nazi rejiminin Alman-Yahudi mültecisi Dr.Walter Kempner tarafından şaşırtıcı bir beslenme deneyi başlatıldı. Doktorun güçlü bir biyokimya geçmişi de vardı.

Salata resmi
Bitkisel Beslenme II'nci Dünya Savaşından Önce Gündeme Gelmeye Başlıyor.

Tansiyondan şikayet eden hastalarına pirinç, şeker, meyve ve birkaç protein artığı reçete ediyordu. Evet doğru okudunuz!... Şeker, bazı güncel sağlık yazarları tarafından sağlığın tek düşmanı olarak gösterilen zehir. Şekerin zararları konusunda haklılar; ancak “tek düşman” olduğu konusunda değil.

Dr.Kempner Kuzey Carolina'daki Duke Hastanesi'ndeki fakülteye katılmak için Almanya'dan göç etti. O zamanlar, Başkan Franklin Delano Roosevelt de dahil olmak üzere birçok kişiye büyük zarar veren yüksek tansiyonun tedavisi yoktu. Dr.Kempner, bilimsel araştırmalarına dayanarak ilave katı ve sıvı yağlar ile tuz ve protein açısından son derece düşük bir diyet geliştirdi. Tadı ve lezzeti çok düşüktü.

Dr.Kempner, hastalarından elde ettiği sonuçları belgelemek ve daha sonra yayınlamak konusunda çok titiz davrandı. Sonuçlar, yaşamı tehdit eden hastalıkların tersine çevrilmesinin şaşırtıcı örnekleriyle doluydu; Dr.Kempner'in çalışması, ünlü “Duke Pirinç Diyeti” olarak ünlendi. Haberler hızlı yayıldı; binlerce insan oldukça etkili olan bu terapi için dünyanın dört bir yanından Duke'ye geldi. Shelley Winters, Buddy Hackett ve Lorne Greene gibi yıldızlar ünlü konuklardı. Bu süreçte Duke Üniversitesi Tıp Merkezi, ünlenmeye ve büyük bir tıp merkezi haline gelmeye başladı. Artık çok azı Duke Pirinç Diyetini reçete etse de hala Pirinç Diyeti Sağlık Programı (Rice Diet Healthcare Program) olarak varlığını sürdürüyor (https://www.ricehouse.org).

Lester Morrison’un Çalışmaları

Bu dahiliye uzmanı, 1940'larda, tedavilerinin mümkün olmadığı bir zamanda, kalp hastalarına ve kalp krizinden kurtulanlara bakıyordu. Morrison, II’nci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından Norveç'ten gelen benzersiz bir raporu incelemişti. Savaşın stresinin Norveç gibi Nazi işgali altındaki ülkelerde kalp krizlerinde artışa yol açabileceği beklentisine rağmen, savaştan sonra yayınlanan veriler tam tersini gösteriyordu. Kalp krizi ve kalp hastalıklarından ölümlerin oranı savaş öncesine göre düşüş göstermişti.

Morrison, Almanların Norveç gibi ülkelerde yiyecek temini için çiftlik hayvanlarını ele geçirmesinin, nüfusu büyük ölçüde bitki bazlı kaynaklara yönlenmek zorunda bıraktığını varsaydı. Morrison, kalp hastaları için tereyağı, tam yağlı süt ürünleri, zeytin, fındık, avokado, yağlar, sakatat ve yumurta sarısı gibi yiyecekleri beslenme dışı bırakan bir diyet planı tasarladı. Bu diyeti uygulayan hastalarını takip etti ve diyetlerini değiştirmeyen hastalarla karşılaştırdı. Sonuçları 1951'de saygın bir tıp dergisinde yayınlandı. Ölümlerde sekiz yılda %50'den fazla düşüş görüldü. Düşük Yağlı Diyet grubunda ise düşüş daha büyüktü. Morrison ve ufuk açıcı çalışmaları, gözlemlerini doğrulayan geleceğin öncülerine zemin hazırladı.

Bitkisel beslenen anne ve kızının resmi
ABD'de Pritikin diyeti (IRC) programlarına sahip merkezler birçok bölgede faaliyetlerine devam etmektedir.

Mühendis Nathan Pritikin Diyeti

Nathan Pritikin’in tıp tahsili yoktu; ama buna rağmen kalp hastalığı için bitkisel terapi alanındaki en ilginç öncülerden biri oldu. Mirası yaşıyor ve çalışmaları sağlıklı bir yaşam sürülmesine yardımcı oluyor.

Pritikin bir havacılık mühendisiydi ve havacılıkla ilgili birçok patente sahipti. Meraklı bir zihni vardı ve Lester Morrison tarafından yapılan beslenme çalışmalarını duymuştu. Pritikin, 1957 yılında kırklı yaşlarının başındayken Dr. Morrison'ı ziyaret etti. Hayvansal ürünler ve tam yağlı süt ürünleri açısından zengin diyeti nedeniyle kolesterolünün 300'ün üzerinde olduğunu öğrendi. Egzersiz stres testi (efor testi) yaptı ve başarısız oldu. Ayrıca ileri derecede kalp hastalığı belirtileri gösterdi.

Çağdaş bilim, kalp hastalığının birincil nedeninin diyet değil stres olduğunu söylüyordu. Pritikin, II’nci Dünya Savaşı sırasında Avrupa'da kalp hastalığı ölümlerinde önemli bir azalma olduğunu gösteren belgelere dayanarak bu dogmayı sorgulamaya girişti. Pritikin araştırmaları neticesinde bakliyat bakımından zengin, lif oranı yüksek ve yağ oranı düşük bitki bazlı bir diyet tasarladı ve bunu yürüyüşle birleştirdi. İlaç tedavisinin olmadığı bir dönemde kolesterolünü yaklaşık 200 puan düşürmeyi başardı; efor testi verileri yavaş yavaş normale döndü. Diyetin başkaları için işe yarayacağına ikna olduktan sonra kalp hastalığı, obezite, hipertansiyon ve yetişkin diyabeti olanlara danışmanlık yapmaya başladı ve çarpıcı iyileşme örnekleri gözlemledi.

Tıp camiasının ciddi direnişine rağmen, Pritikin verilerini özenle topladı ve tıbbi toplantılarda sundu. Ana akım akademik dünya onunla alay etti; ancak vaka örnekleri şaşırtıcıydı. Yazdığı “Pritikin Diyeti” kitabı uluslararası en çok satanlar arasına girdi ve tanındıkça süperstar statüsüne yükseldi. Santa Monica'da (Kaliforniya) Pritikin Merkezi'ni açtı. Bir ila üç hafta kalan konukların sonuçları hakkında veri kaydetmeye devam etti.

Pritikin diyeti kısaca düşük yağlı, yüksek lifli, ağırlıklı olarak bitkisel beslenme rejimi olarak tanımlanır, ancak diyet önerilerinde bazı hayvansal ürünler mevcuttur. Pritikin diyetinin bileşenleri üç bölüme ayrılır: ”ye“ yiyecekleri, ”dikkat“ yiyecekleri ve ”dur" yiyecekleri. Kısıtlama olmaksızın teşvik edilen yiyecekler meyveler, sebzeler, kepekli tahıllar, nişastalı sebzeler, baklagiller, yağsız kalsiyum açısından zengin yiyecekler (yağsız süt ürünleri dahil), balık ve soya peyniri veya beyaz derisiz kümes hayvanları gibi yağsız proteinler. Dikkatli yenecek yiyecekler veya yalnızca ara sıra küçük miktarlarda yenecek yiyecekler arasında yağlar, rafine tatlandırıcılar, tuz ve rafine tahıllar bulunur. Tamamen kaçınılması gereken yiyecekler arasında doymuş yağ bakımından zengin yiyecekler, sakatatlar, işlenmiş etler, kolesterol açısından zengin yiyecekler (örneğin yumurta sarısı) ve kısmen hidrojenize (trans) bitkisel yağlar bulunur. Pritikin diyeti ile günde tüketilen kalorinin %75-80'inin karbonhidratlardan, %10-15'inin proteinden ve %10'dan azının yağdan alınması önerilir.

1980'lerde lösemiden ölmeden önce, öldükten sonra otopsi yapılmasını istediğini belirtti. Kalp damarları plaktan arınmış, esnek ve tertemizdi. Otopsi raporu, kalp hastalığının tersine çevrilmesi konusundaki görüşünü kanıtlamak için New England Tıp Dergisi'nde yayınlandı. Pritikin programı Medicare tarafından kardiyak olaylardan sonra sigorta kapsamına (geri ödeme için onaylandı) alındıktan sonra, Amerika Birleşik Devletleri'nde Pritikin IRC (yoğun kardiyak rehabilitasyon) programlarına sahip merkezler giderek yaygınlaştı.

Pritikin'in otopsi sonucu bize bitkisel bir diyetin (Pritikin Diyeti), zorlu sağlık sorunları karşısında bile hayatımıza sağlık ve neşeli yıllar ekleyebileceğimizi öğretiyor.

Bitkisel Diyete katkı veren birçok bilim insanı var. Hepsini burada anmak zor. Biz sadece üç bilim insanının çalışmaları paralelinde genel resmi çizmeye çalıştık. Bir sonraki yazıda da modern öncülerden bahsedeceğiz.

Faydalanılan Kaynaklar:

1. John Mackey, Alona Pulde, Matthew Lederman, (2017), The Whole Foods Diet: The Lifesaving Plan for Health and Longevity

2. Garth Davis, (2016), Proteinaholic: How Our Obsession with Meat Is Killing Us and What We Can Do About It

3. Joel Fuhrman, (2016), The End of Heart Disease

4. Joel K.Kahn, (2018), The Plant Based Solutin: America's Healthy Heart Doc's Plan to Power Your Health

5. John McDougall, (2016), The Healtiest Diet on The Planet

6. Natal Pritikin, (1979), Pritikin Program for Diet and Exercise

7.  Pritikin IRC Web Sayfası: https://pritikinicr.com

51 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Commentaires

Noté 0 étoile sur 5.
Pas encore de note

Ajouter une note
bottom of page