top of page

Yaşam İçin Felsefe: Yaşam Mücadelemizde Felsefe Bize Yardım Edebilir mi?

Morgan Housel’in “Paranın Psikolojisi” kitabı 2023 yılında dünyanın en çok satanlar listesine girmeyi başardı. Kitap bir yatırımcı için finansal başarının zekadan çok davranışlarla bağlantılı olduğu ana fikri üzerinde ilerliyor. Kitaptan bir cümle; “İnsanların para konusunda verdikleri her karar, o sırada sahip oldukları bilgileri alıp dünyanın işleyişiyle ilgili kendilerine özgü zihinsel modelin içine yerleştirmeleriyle gerekçelendirilir. …İnsanların aldıkları her finansal karar, o anda onlara mantıklı görünür ve kafalarının içindeki, doldurmaları gereken kutucukları doldurur.”

Sadece finans alanında değil, insanın dahil olduğu yaşamın her alanında insan psikolojisi devreye girer. Yaşam boyu oluşturduğumuz zihinsel model (tutum ve zihniyetimiz) davranış ve eylemlerimizin ana itici gücüdür. İster finans ister hayattın başka bir alanından bahsediyor olalım; karakterimizi, duygularımızı, dünyaya ve olgulara bakışımızı doğru tanımlamadıkça ve doğru bir strateji/felsefe oluşturmadıkça kendimizi geliştirmekte ve amaçlarımıza ulaşmakta zorlanacağımızı düşünmek yanlış olmaz.

Bazılarına göre hayat zor ve çilelidir. Üst kata taşınan iki çocuklu ailenin günün 24 saati başınızda tepinip durması, boşanma davasında eşinizin bitmez tükenmez talep ve kaprisleri ya da iş yerindeki patronun sonu gelmez tacizleri veya başarısızlık duygusunun ruhunuzda yarattığı tahribat gibi baş edemediğiniz vakalar tükenmişlik duygusuna kapılmanıza, depresyona girmenize ve sonunca yeterli mali gücünüz varsa bir psikoterapiste gitmenize neden olur. Bunlara göre yaşam ağır bir mücadele, tamamlanması gereken bir görevdir.

Bazılarına göre ise hayat kolay ve neşelidir. Karşınıza çıkan her güçlük veya engel aşılması ve sizi güçlendirmesi gereken bir fırsattır. İnsan hayatta karşılaştığı her durumu lehine çevirebilir; zarar gördüğünü düşündüğü vakalarda bile ders aldığını, yeni bir şeyler öğrendiğini söyleyerek geçmişe takılmaktansa şimdiye odaklanmayı yeğleyebilir. Nietzsche’nin dediği gibi “Beni öldürmeyen beni güçlendirir”. Yaşam kendilerine sunulmuş hazlarla dolu bir armağandır.

İkinci grup, tutum ve davranışlarında içsel olarak yapıcı olmanın keyfini sürerken, birinci grup genellikle terapistin yolunu tutar.

Terapi yolunda giden bir hayatın yolundan çıktığı anda tekrar yoluna koyma çabası olarak görülebilir. Diğer bir ifade ile terapi, insanların hayatlarının belli bir döneminde ortaya çıkan psikolojik sorunlarının üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için kısa süreli bir yaklaşımdır. Genellikle birkaç ay yaptığımız ve daha sonra bir kenara çekildiğimiz bir tür tedavidir. Yani geçicidir, onarıcıdır ve yaşamın mutlaka genel bir haritasını sağlamaz.

Psikoterapi ilk olarak 1950’li yıllarda Albert Ellis tarafından geliştirilmiştir ve etkili bir tedavi yöntemi olarak kabul edilir. Ellis ve diğer öncüler, Stoacı felsefe başta olmak üzere felsefeyi kendi yaklaşımları için ilham kaynağı olarak gösterirler. Bilişsel Davranışçı Terapi anksiyete, öfke, depresyon ve diğer sorunlardan mustarip insanları iyileştirmek için felsefeden geniş ölçüde yararlanır.

Terapiye altyapı sağlıyorsa bizim de hayatımızın genel gidişatı konusunda felsefeden destek almamız iyi olmaz mı? Terapistlere başvuracak derecede sorunlara boğulmaktansa sorunlar büyümeden felsefeden istifade etmek akıllıca olmaz mı?

Binlerce yıldır insan duygularının değişmediğini biliyoruz. Biz hala duygu dünyamız açısından binlerce yıl önce var olan atalarımıza benziyoruz. Bu da binlerce yıldır biriken tecrübelerin bizim için hala kullanılabilir olduğunu gösteriyor. Epiktetos, Seneca; öfkeyle, kaygıyla, endişeyle mücadele etmek için hangi felsefi teknikleri geliştirip kullandılarsa bizde bunları bugün aynı şekilde kullanabiliriz.

Üstelik terapi sadece bireyin düşünme tarzına odaklanır. Felsefe ise bunun yanında ahlaki, toplumsal, kültürel ve siyasi tarafları da işin içine katar.

Felsefenin faydalı olduğuna dair elimizde ilginç bir çalışma da var; 2012 yılından beri İngiltere’de Exeter Üniversitesinde düzenlenen Stoacı haftası. Çalışma, “Bir hafta Stoacı gibi yaşa; mutlu ol” olarak sloganlaştırılmış. Üniversitenin yaptığı çalışmaya 2012 yılından bugüne 40 bin kişi katılmış. En son çalışma ise 2023 yılında 6-12 Kasım tarihleri arasında icra edilmiş. Katılımcılar bir hafta boyunca günlük okumalar ve tartışmalar yaparak stoacı gibi yaşamaya çalışıyorlar. Stoacı yaşam tarzının etkili olup olmadığını ölçmek için hafta başında ve sonunda katılımcıların mutluluk seviyesi test ediliyor. Çalışma sonuçları şaşırtıcı… 2012 yılından beri icra edilen “bir haftalık Stoacı yaşam tarzının” mutluluk seviyelerinde ölçülebilir bir değişime neden olduğu gözlemleniyor. Bu da bize bir haftalık bir sürenin çok kısa olmasına rağmen, felsefenin işe yaradığını gösteriyor.

Felsefe insan yaşamındaki sorunlara genel bir perspektiften bakar; sorunları tek tek ele alarak kullanabileceğimiz araçlar verir. İyi bir insan olmak, mutluluk ve yaşamdan keyif almak başta olmak üzere bize ahlaki pusula ve yol haritası sağlayabilir; bu yaşam boyu sürebilir. Bir felsefe ekolü ile ilgilenen birey devamlı ilerleme kaydetmeye çalışırsa bu yolculukta varış noktası büyük olasılıkla mutlu ve gelişmiş bir insan olmak olur.

Örnek vermek gerekirse; insanlar için en acı şey ölümdür. Sevdiğimiz bir yakınımızın ölümü katlanılmaz acılar yaratır. Felsefe birini kaybettiğimizde neler hissedeceğimize, hangi duyguların mantıklı hangi duyguların mantıksız olduğuna, zararlı duyguları azaltmak veya faydalı bir başka duygu ile değiştirmek için neler yapabileceğimize, nasıl yas tutacağımıza, ölüm kavramına karşı nasıl rasyonel bir düşünce geliştireceğimize kadar birçok konuda bize yol gösterir ve nihayetinde acımızı azaltarak hayat yolculuğuna tekrar güçlü bir şekilde dönmemize destek olur.

Seneca için felsefe iyi bir yaşam yoludur; bir ruh eğitimi, bir kişilik edinme sanatıdır. Felsefe ve felsefenin değeri konusunda söyle söyler:

Yaşam İçin Felsefe

İyi ve mutlu yaşam “zeka” ile değil; yapıcı bir “tutum ve zihniyet” ile inşa edilir. Yaşamdan azami haz almak için insanın tutum ve zihniyetini geliştirecek; ya da onaracak alet kutusu ise felsefedir. Bir hayat felsefesi olmadan duygularımızı tanımak, kontrol altına almak, dönüştürmek, zorluklarla başa çıkmak ve dolayısıyla doyurucu bir yaşam sürmek mümkün olmaz gibi geliyor bana.

Birçok yol gösterici antik ve çağdaş felsefe okulu olması bizim şansımız; ama eşitlerin içinde birinci olan Stoacı felsefe ise bize binlerce yıl öncesinden verilmiş bir armağan. Zaten Stoacılar da felsefeyi yaşam boyu süren bir terapi olarak görüyorlardı. Bizi ruh dinginliği, huzur ve neşeli bir yaşama götüreceğine inanıyorlardı.

Amerikalı yazar Tim Ferris, Stoacılığı “ideal kişisel işletim sistemi” olarak tanımlıyor. Yani etkili kullanırsak bize büyük avantaj ve katkılar sağlayabilir. Yeterli çabayı göstermeden abartılı beklentilere girip yanlış kullanırsak zarar da verebilir. Karar sizin….

56 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page