top of page
Yeşil Yazılar logosu, kitaplar ve bilinçli yaşam temalı

Sevdiklerine Zaman Ayırmak: Stoacı Bir Ders

6 May
4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 gün önce

⏲ MAYIS 2026⎮STOACILIK ⎮MODERN STOACILIK


“Akşam ararım,” diye düşünürüz. Akşam olunca yorgun düşer, konuşmayı hafta sonuna erteleriz. Hafta sonu da başka işler çıkar. Derken, aramak istediğimiz kişinin sesini duymadan bir hafta daha geçer. Çoğu zaman aramızda bir kırgınlık yoktur; yalnızca gündelik hayatın telaşı içinde ertelenen bir yakınlık vardır.

Sevdiklerine zaman ayırmak, ilk bakışta kolay bir karar gibi görünür. Ne var ki yapılacaklar listesinde işler, alışveriş ve gündelik zorunluluklar çoğu kez öne geçer. Bizi bekleyen insanların yarın da hayatımızda olacağını varsayar, bu varsayımın üzerinde pek durmayız.

William B. Irvine’ın bir Stoacılık yazısında ele aldığı düşünce deneyi, tam da bu alışkanlığı sorgulatır: Hayatımızdaki deneyimleri daha kaç kez yaşayabileceğiz? Bunun cevabını bilmiyoruz. Ancak bir telefon görüşmesini, birlikte yapılan bir kahvaltıyı ya da bir dostla çıkılan yürüyüşü sonsuza dek tekrarlayamayacağımızı biliyoruz.

Annesini telefonla arayan bir erkek resmi ve yanında daga güzel bir hayat için Stoacı formül yazısı var

Sevdiklerimizi Neden İhmal Ediyoruz?

Bir yazının teslim tarihi vardır. Faturanın son ödeme günü bellidir. Özlediğimiz bir insanla konuşmanın ise çoğu zaman belirlenmiş bir tarihi yoktur. Bu yüzden acil işler takvimimizi oluştururken, önemli ilişkilerimiz en sona kalır.

Bazen de zaman ayırmak için gereğinden büyük bir fırsat ararız. Uzun bir ziyaret yapamayacaksak kısa bir görüşmenin anlamı olmayacağını düşünürüz. Rahatça konuşabileceğimiz bir akşamı, herkesin uygun olduğu bir hafta sonunu bekleriz. O fırsat gelmeyince ilişkiyi sürdürebilecek temaslar da gerçekleşmez.

Oysa bir arkadaşımızın nasıl olduğunu sormak için bütün günümüzün boş olması gerekmez. Müsait olup olmadığını sorup on dakika konuşabiliriz. Uzun süredir görüşmediğimiz birine mesaj gönderebilir, bir ziyaret için somut bir tarih önerebiliriz. Bu küçük girişimler, karşımızdaki insana hayatımızda yer verdiğimizi hissettirebilir.

Burada kendimize sorabileceğimiz dürüst bir soru var: Zaman bulamıyor muyum, yoksa bu ilişkiye ayıracağım zamanı hep başka işlere mi aktarıyorum? Cevap her zaman hoşumuza gitmeyebilir. Yine de nereden başlayacağımızı gösterir.

William Irvine’ın Hatırlattığı Şey: Tekrarların da Bir Sonu Var

Irvine, “Anneni Ara!” başlıklı yazısında iki basit ifade kullanır:

  • X = Yaşamak için geriye kalan gün sayısı. 

  • X = Hayatımızın geri kalanında belirli bir şeyi kaç kez daha yapacağımız. 

İki durumda da X’in değerini bilmeyiz; yalnızca sonlu olduğunu biliriz. Irvine, bu düşünceyi sevdiğimiz biriyle bir kez daha iletişim kurmaya dönüştürür. Ertelediğimiz bir aramayı bugün yapabiliriz. Böylece olası bir görüşmeyi, gerçekten yaşanmış bir görüşmeye çevirmiş oluruz.

Bunlar geleceği hesaplayan matematiksel formüller değildir. Antik Stoacılığın bütünü adına sunulmuş bir mutluluk reçetesi olarak da okunmamalıdır. Irvine’ın modern yorumunda, alışkanlıkla gözden kaçırdığımız bir gerçeğe dikkat çeken düşünce araçlarıdır.

Yazarın vurguladığı bir ayrım daha var: Bir deneyimin son kez yaşanabileceğini kısaca hatırlamakla, bu ihtimali sürekli zihinde tutmak aynı şey değildir. Önerdiği, kısa bir fark edişin ardından yaptığımız şeye daha çok katılmaktır.

Kalan Yıllarla Kalan Buluşmalar Aynı Şey Değildir

Bu düşünceden hareketle kendi hayatımıza bakabiliriz. Bir yakınımızla önümüzde uzun yıllar olabileceğini düşünebiliriz. Fakat ayrı şehirlerde yaşıyor ve yılda yalnızca bir kez görüşüyorsak, birlikte geçirdiğimiz zaman düşündüğümüzden az olabilir.

Burada kesin bir ömür hesabına ihtiyacımız yok. Böyle bir hesap zaten güvenilir olmaz. Asıl soru şu: Görüşme imkânımız varken bunu ne sıklıkla kullanıyoruz?

İnsanların hayatımızdaki yerini bazen onlarla kurduğumuz bağın gücüne göre değerlendiririz. Yıllardır tanışıyor olmamız, yakınlığın kendiliğinden süreceğini düşündürebilir. Ancak dostluk da aile ilişkileri de ilgi ister. Geçmişte yaşananlar bir bağ kurar; bugün birbirimize nasıl davrandığımız ise o bağın nasıl devam edeceğini etkiler.

Sevdiklerine zaman ayırmak, bu yüzden yalnızca özlemi gidermek değildir. Karşımızdaki insanın değişen hayatına tanıklık etmektir. Neye sevindiğini, neyle uğraştığını, hangi konuda desteğe ihtiyaç duyduğunu öğrenmektir.

Ölümlülüğü Hatırlamak İlişkilerimizi Nasıl Etkileyebilir?

Memento mori, yani “ölümü hatırlamak” düşüncesini gündelik ilişkilerimize taşıdığımızda, önceliklerimizi gözden geçirmek için bir fırsat doğar. Bu akşam sevdiğimiz biriyle konuşmak istiyorsak, biraz daha ekrana bakmak uğruna o konuşmayı ertelemek isteyip istemediğimizi sorabiliriz.

Böyle bir hatırlatma davranışlarımızı kendiliğinden düzeltmez. Sabrımız yine tükenebilir, tartışabilir, birbirimizi yanlış anlayabiliriz. Yine de öfkeyle söylemek üzere olduğumuz bir sözün gerekli olup olmadığını düşünmek için kısa bir duraklama sağlayabilir.

Bu, her anlaşmazlıktan kaçınmak anlamına gelmez. Sevdiğimiz biriyle zor bir konuyu açıkça konuşmamız da gerekebilir. Bazen ilişkiye emek vermek, ertelenen bir sorunu sakin biçimde ele almaktır. Her şeyi içine atmak ya da sırf zaman sınırlı diye bütün talepleri kabul etmek yakınlığı beslemeyebilir.

Bana göre bu düşüncenin en yararlı tarafı, dikkatimizi davranışımıza çevirmesidir. Bugün birini gerçekten dinledim mi? Nasıl olduğunu sorduktan sonra cevabına yer açtım mı? Yoksa konuşma boyunca kendi anlatacaklarımı mı bekledim? İlişkimizin niteliğine dokunan sorular bunlardır.

Sevdiklerine Zaman Ayırmak İçin Üç Küçük Adım

1. Ertelediğin bir görüşmeyi başlat

Aklına gelen bir kişiyi seç. Onunla iletişim kurmak istiyorsan, uygun olup olmadığını sorarak bir konuşma başlat. Uzun bir açıklama hazırlamana gerek yok. “Bir süredir sesini duymadım, nasılsın?” demen yeterli olabilir. Karşındaki insan o anda konuşamayabilir. Buna alan tanı. İletişim kurmak için adım atabilirsin; onun vereceği cevabı belirleyemezsin. 

2. Bir eylem niyetini takvime yerleştir

“Bir ara görüşelim” demek kolaydır. Bunun yerine uygun bir gün öner: Pazar sabahı kahvaltı, hafta içi kısa bir yürüyüş veya ay sonunda bir ziyaret. Planların değişmesi mümkündür. Yine de tarih konuşmak, niyetimizi uygulanabilir hâle getirir. Özellikle uzakta yaşayan yakınlarımızla ilişkimizde bu küçük düzenleme işe yarayabilir. 

3. Birlikteyken dikkatini de ver

Aynı odada bulunmak her zaman birlikte vakit geçirmek anlamına gelmez. Bir yandan konuşup bir yandan bildirimlere bakıyorsak, sohbetin önemli bir bölümünü kaçırabiliriz. Bir görüşmenin en azından bir kısmında telefonu kenara koymayı dene. Soru sor, cevabı dinle, sessizlik olduğunda hemen başka bir şeye yönelme. Her buluşmanın unutulmaz olması gerekmez. Sıradan bir sohbet de yakınlığın parçasıdır. 

Bugün Kimi Aramak İstiyorsun?

Irvine’ın yazısındaki anneye telefon etme çağrısı, herkeste aynı karşılığı bulmayabilir. Bazılarımız annesini kaybetmiştir. Bazılarımız ailesiyle zor bir ilişki içindedir. Bir insanla görüşmemek, düşünülmüş ve gerekli bir sınır da olabilir.

Bu nedenle çağrıyı kendi hayatımıza göre anlamlandırabiliriz. Aklına baban, kardeşin, eski bir dostun ya da uzun zamandır merak ettiğin biri gelebilir. Belki de bugün yanında yaşayan insana daha dikkatli davranmak istiyorsundur.

Sevdiklerine zaman ayırmak için büyük bir karar vermen gerekmiyor. Bugün ertelediğin bir konuşmaya yer açabilirsin. Bir buluşma önerebilir, aynı masada oturduğun insanı daha iyi dinleyebilirsin.

Gelecekte kaç fırsatımız olacağını bilmiyoruz. Bugünkü imkânlarımızı ise görebiliyoruz. Aklında biri varsa ve onunla konuşmak istiyorsan, şimdi uygun bir zaman olup olmadığını sor.

Sevdiklerinize zaman ayırın yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır… Hemen annenizi arayın…

Faydalanılan Kaynak 

William B. Irvine, “Stoic Essay #14: Call Your Mother!” (2014).

İlgili Yazılar başlığı

Yorumlar


ABONE OLUN, ÜCRETSİZ KURGU DIŞI KİTAP E-POSTA BÜLTENİNE KATILIN

Aboneliğiniz icin teşekkurler!

© 2026 Yeşil Yazılar - Tüm Hakları Saklıdır. İçerikler İzinsiz Kullanılamaz ve Çoğaltılamaz.

TAKİP ET

X (Tweeter)
İnstagram
whatsapp
birol_saglam_resmi

İletişim

Birol Hakkında

Felsefeyi, öğrenmeyi, araştırmayı, fotoğraf çekmeyi ve seyahat etmeyi seviyorum.​ Tarih, edebiyat, biyografi konularının yanı sıra son yıllarda ilgimi çeken stoacı yaşam felsefesi ile beslenme konuları hakkında okumaktan, yazmaktan ve ulaştığım sonuçları paylaşmaktan hoşlanıyorum. Söz konusu alanlarda kafa yormak beni mutlu ediyor. Voltaire’in dediği gibi “Mutlu olmaya çalışıyorum, çünkü sağlık için iyi olduğu anlaşılıyor”

SAYFALAR

bottom of page