top of page

Akdeniz Diyetinin Mimarı: Yedi Ülke Çalışması

Beslenme Epidemiyolojisi alanında ilk büyük çalışma Dr.Ancel Keys tarafından gerçekleştirilen Akdeniz diyetinin keşfi ile sonuçlanan ancak bazı bilim insanlarınca şüpheyle karşılanan Yedi Ülke Çalışmasıdır.

Akdeniz Diyeti
Dr. Ancel Keys'in Akdeniz Diyeti Çalışması

Ancel Keys çalışmalarını de toplumlarda farklı diyetleri karşılaştırarak kalp hastalıkları ile beslenme arasındaki ilişkiye yoğunlaştırmış bir bilim adamıydı. 1950’lerde bazı Amerikalıların çalışmak için gittikleri Girit’te, ortalama bir Amerikalıdan çok daha fazla sağlıklı insanın varlığı dikkatlerini çekmişti. Bu veri üzerine zaten diyetin kalp rahatsızlığından mustarip orta yaşlı Amerikalıların sayısındaki artışta etkisi olup olmadığını merak eden Ancel Keys, Akdeniz Diyeti üzerine çalışmaya yönlendi.

İlk Çalışmalar ve Bu Çalışmalara İtirazlar

Altı Ülke Çalışması-Yağ Kalp Hastalıkları İlişkisi

1948-1949 yıllarında incelediği altı ülkede (Japonya, İtalya, İngiltere, Avusturya, Kanada, ABD) tespit ettiği yağ ve kalp hastalıkları arasındaki korelasyonu gösteren bulgularını 1953 yılında bir bildiri şeklinde yayınlayan Dr.Keys’e göre; ne kadar yağ, o kadar kalp hastalığı demekti. Ayrıca çalışma sonuçlarını 1955 yılında Dünya Sağlık Örgütü Konferansında da sundu. Araştırmasından elde ettiği sonuçlar ve araştırma metodolojisi birçok bilim insanı tarafından şüpheyle karşılandı ve büyük bir karşı saldırıya maruz kaldı.

Kaliforniya Üniversitesi istatistik uzmanı Jacob Yerushalmmy ve New York Sağlık Komiseri Herman Hilleboe en acımasız eleştirmenleriydi. 1957 yılında New York Tıp Dergisi’nde verileri cımbızladığını ve kendisinin istediği sonuçları veren ülkeleri çalışmasına dahil ederek sonuçları çarpıttığını ileri sürdüler; Dr.Keys’in altıdan fazla ülkeye odaklanmış olsaydı yağ-kalp hastalığı ilişkisinin daha zayıf görüleceğini söylediler. Keys ise diğer ülkelerdeki beslenme ve tıbbi bakım verilerinin savaşın yeni bitmiş olması nedeniyle yetersiz ve güvenilir olmadığını söyleyerek çalışmasını savundu.

Muhalifler aynı yıl daha doğru ve güvenilir verilere ulaşılabileceğini söyledikleri 22 Ülke Çalışmasını yayınladılar. Öyleyken bile (Keys’in ulaştığı oranlardan daha düşük olsa da) yağla kalp hastalığı ölümleri arasındaki korelasyon yüksekliğini korudu; bununla birlikte hayvansal proteinle kalp hastalığı ölümleri arasındaki korelasyon ise daha yüksekti. Üstelik İkinci Dünya Savaşı sırasında vatandaşlarını yeterli besleyemeyen ülkeleri dışlamayı ihmal etmelerine rağmen böyle bir sonuç çıkmıştı.

Bu tartışmanın ardından (büyük olasılıkla yüksek perde eleştirilere dayanamayarak) Dr. Keys yaklaşımını bir parça değiştirdi; kalp hastalıklarında “toplam yağı” suçlamayı terk ederek hayvansal ürünlerde bulunan “doymuş yağa” yöneldi.

Yedi Ülke Çalışması

Dr.Keys bu tartışmaların ardından 1958 yılında Yedi Ülke Çalışmasına girişti. Yedi ülkede (Finlandiya, Yunanistan, İtalya, Japonya, Hollanda, ABD ve Yugoslavya) 16 grubu (Aynı yaş aralığındaki ve belirli bir zaman diliminde aynı etkilere maruz kaldığı düşünülen insan topluluğu) karşılaştırdı. 13.000 insanla yaşam ve beslenme tarzları üzerine görüştü ve bu insanları yıllarca takip etti. Bu o güne kadar görülmemiş ölçekte geniş ve uzun erimli bir araştırmaydı.

Dr.Keys bu ülkeleri seçerken tamamen farklı beslenme alışkanlıklarını ve kayıtların güvenilirliğini göz önünde bulundurmuştu. Ayrıca II. Dünya Savaşı’nın son bulması nedeniyle beslenme alışkanlıklarında önemli bir değişimin olmamasını dikkate almıştı. Bunlar önemli kriterlerdi; sonraki yıllarda yapılan birçok araştırma bu etkileri göz ardı ettiği için farklı ve alakasız sonuçlara ulaşmıştı.

Doymuş yağ oranı yükseldiğinde kalp rahatsızlıklarının arttığını kuvvetli bir şekilde ortaya koyan ve her beş yılda bir tekrarlanan Yedi Ülke Çalışması ilk olarak 1961 yılında yayınlandı. Standart kriterleri ilk kez kullanan bu çalışma, en yüksek riskli bölge (Finlandiya) ile Girit ve kırsal Japon popülasyonları arasında kalp hastalıkları (kardiyovasküler hastalık) insidansı ve ölüm oranında yaklaşık 10 kat fark olduğunu belgeledi. Çalışılan 16 grubun her birinde küçük bir katılımcı örneği kullanarak, ortalama doymuş yağ alımı ile kalp hastalıkları oranı arasında bir korelasyon olduğunu ortaya koydu.

Doğal olarak bu çalışma da itirazları beraberinde getirdi. Ancak karşı görüşlere gerekli ve mantıklı cevaplar verilmesine ve ulaşılan sonuçların gerçeği yansıtmasına rağmen saldırılar durmadı. Saldırıların ardındaki güç her zaman olduğu gibi hayvansal kaynaklı ürünleri üreten büyük şirketlerdi.

Yedi Ülke Çalışmasının ABD Gündemine Oturması ve Etkileri

Amerika Birleşik Devletleri Senatosu tarafından 1969 yılında kurulan ve açlıkla mücadele, kalp hastalıkları ve obezite gibi beslenme kaynaklı problemleri ortadan kaldırmakla görevli McGovern komitesi (ABD senatosunda Beslenme ve İnsan İhtiyaçları Seçme Komitesi adıyla kurulmuş; kamuoyunda komite başkanın adıyla anılmıştır) 1977 yılına gelindiğinde Dr.Keys’in Yedi Ülke Çalışmasından esinlenerek bir seri oturum düzenledi. Çalışma sonuçlarını “Birleşik Devletler için Beslenme (Diyet) Hedefleri” başlığı altında tavsiye olarak kamuoyuna duyurdu.

Bu tavsiyeler Dr.Keys’in yaklaşımını temel alıyordu; Kalorinin %30’dan azı yağdan, %10’dan daha azı doymuş yağlardan edinilmeli; günde 300 miligramdan az kolesterol alınmalıydı. Bu daha az hayvansal besin tüketmek demekti. Komite ayrıca muğlaklığa meydan bırakmadan daha az et ve süt, yumurta gibi hayvansal kaynaklı gıdalar ve bunların yerine daha fazla meyve, sebze ve tahıl tüketilmesini tavsiye ediyordu.

Bildiri yayımlandığında tabiri caizse kıyamet koptu. Şeker lobisi bildiriye muhalefetini sert bir dille bildirdi. Ulusal Hayvancılık ve Et Kurulu Yönetim (National Livestock and Meat Board) Başkanı "Vicdanen eminim ki; Amerikalıların bol miktarda et ve diğer hayvansal gıdalarla uygun şekilde beslenmesini sağlamaya yönelik hayvancılık sektörünün faaliyetleri, onurlu ve ahlaki açıdan doğru bir diyet rotasıdır.” diyerek halkın gerçek destekçilerinin kendileri olduğunu beyan ettiler. Yumurta ve süt endüstrisi de aynı şekilde öfkelendi. Bir lobici, yaşam süresini arttırmaya çalışmanın yanlış olduğunu bile iddia etti. Çünkü insanlar daha uzun yaşarlarsa, bu sağlık hizmetlerinin maliyetini artıracaktı!

Bu raporun idealist Başkan McGovern’a siyasi bedeli ağır oldu. Senatör seçildiği memleketi South Dakota büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin merkeziydi ve yeniden aday olduğu 1980 seçimlerinde hiçbir şansı yoktu. Hayvancılık sektörüne hâkim olan büyük üreticiler 1980 yılına kadar beklemediler. Kansas senatörü (bu alanda diğer büyük üretici şehir) olan Bob Dole’yi devreye sokarak raporu değiştirdiler. Rapor artık “Daha az et yiyin” yerine “Daha çok, tavuk ve balık gibi yağsız et tüketin” diyordu. Bilim dünyasına oluşan büyük öfke hiçbir işe yaramadı. Büyük Gıda Şirketleri buldukları bilimsel verileri çarpıtmaya gönüllü sözde bilim insanları ile istediklerini aldılar; McGovern komitesi lağvedildi.

Ancel Keys’in Diyet (Bir Nevi Akdeniz Diyeti) Önerisi

1959'da Ancel Keys ve eşi, yaptıkları çalışmalar temelinde kendi Akdeniz diyeti ilkelerini öne süren “Eat Well and Stay Well” adıyla bir kitabı yayınladılar. Bu kitapta sağlıklı bir diyet için izlenmesi gereken prensipler şu şekilde ifade ediliyordu:

1. Kilo almayın, aldıysanız verin.

2. Doymuş yağları, sığır eti, domuz eti, kuzu eti, sosis, margarin, süt ürünlerindeki yağları kısıtlayın.

3. Bitkisel yağları katı yağlara tercih edin, ancak toplam yağları diyet kalorilerinizin %30'unun altında tutun.

4. Taze sebzeleri, meyveleri ve yağsız süt ürünlerini tercih edin.

5. Ağır tuz ve rafine şeker kullanmaktan kaçının.

6. İyi diyetlerin ilaçlara ve süslü karışımlara bağlı olmadığının farkında olun.

7. Bol bol egzersiz yapın ve açık havada dinlenin.

8. Sigara, alkol, heyecan, iş stresi konusunda mantıklı olun.

9. Düzenli olarak doktorunuza görünün ve endişelenmeyin.

Amerikan Kalp Derneği, 1960'larda insanlara yağdan kaloriyi azaltmalarını tavsiye etti ve 1970'lerin başında koroner kalp hastalığı için risk faktörlerini azaltmak amacıyla diyet değişiklikleri ve kamu politikaları önerdi.

Bu değişiklikler; yağ alımını (kalorinin %35'ine veya daha azına), doymuş yağı (%10'a) ve kolesterolü (günde 300 miligrama) azaltmak ve bunun sonucunda bu maddeleri içeren yiyecekleri daha az yemekti.

Bitmeyen Tartışma

Bugün hala Dr.Ancel Keys’i obezite, şeker hastalığı ve kalp-damar hastalıklarının artmasının ana sorumlusu olarak gören bilim insanı ve araştırmacılar var. Bunların görüşüne göre; Dr.Ancel Keys’in önerdiği düşük yağlı beslenme modası bu sonucu doğurmuştu. 1970’lerden itibaren doktorlar Dr.Keys’in tavsiyelerine uyarak hastalarına yağlı etlerden, tereyağı ve yumurtadan uzak durmalarını öğütledi ve hastalar da bu tavsiyelere uydu. Ayrıca gıda sanayi yağ oranları düşürülmüş ürünleri piyasaya sürdü ve bu ürünlerin tadını artırmak için şeker ilave etti. Nihayetinde bugün kronik hastalıklarda korkunç artışlar meydana geldi.

Ama veriler tam tersini söylüyor: 1970’lerden itibaren doymuş yağ içeren hayvansal ürünlerin tüketimi tarihte görülmediği kadar artmıştır. Örneğin, Türkiye’de 1980’lerde hiç var olmayan fast-food gıda zincirleri 1990 yılından itibaren mantar gibi türemeye başlamıştır. 1970 yılından 2008 yılına kadar alınan toplam kalori %25’den fazla (2057’den 2674’e); yağdan alınan kalori ise %50’den fazla (403’den 616’ya) yükseliş göstermiştir (Garth Davis, 2016, Proteinaholic). Ayrıca Dr.Keys şekerin etkilerini gizlemeye çalıştığı şeklinde ileri sürülen görüşte gerçeği yansıtmamaktadır. Kayıtlarında şekerin sağlık açısından zararlarını fark etmekle (Bu yazdığı kitaplarda ve diyet tavsiyelerinde açıkça görülebilmektedir) birlikte şeker üzerine vurgusu diyet yağının gölgesinde kalmıştır. Bu veriler düşük yağlı diyetin uygulanmadığını; aksine daha yağlı bir beslenme rejimi uygulandığını; asla yağ yemeyi bırakmadığımızı göstermektedir.

Kısaca Dr.Ancel Keys haklıydı; ama gıda şirketleri kadar güçlü değildi.

Notlar:

-Epidemiyoloji belli toplumlarda sağlıkla ilgili durumların ve olayların saptanması, hastalıkların ve sağlık sorunlarının dağılım ve nedenlerin incelenmesi ile bu incelemelerin sağlık problemlerin önlenmesi ve kontrolü için uygulanmasını sağlayan bilim dalıdır. Epidemiyoloji halk sağlığının temel disiplinlerinden biri olup istatistik bilimi ile yakından ilgilidir.

-İnsidans, belirli bir nüfusta belirli bir zaman dilimi içerisinde belirli bir hastalık veya hastalıkların yeni olgularının sayısını ifade eder. Epidemiyoloji ve birçok sosyal tıp biliminde sıklıkla kullanılır. Örneğin, Türkiye'de tüberküloz insidansı 100.000'de 35 denildiğinde, Türkiye'de yaşamakta olan her 100.000 kişiden 35'inin, bir yıl içinde tüberküloz olduğu anlaşılır.

Faydalanılan Kaynaklar:

1. Ancel Keys’in 1953 tarihli ‘Atherosclerosis: A Problem in Newer Public Health' makalesi

2. Pett KD, Kahn J, Willett WC, Katz DL, (1 Ağustos2017), Ancel Keys and the Seven Countries Study: An Evidence-based Response to Revisionist Histories

3. The Seven Countries Study Web Sitesi, (Studyhttps://www.sevencountriesstudy.com/)

4. H. Toshima· Y. Koga . H. Blackburn (Editors) A. Keys (Honorary Editor) (1994), Lessons for Science from the Seven Countries Study

5. Garth Davis, (2016), Proteinaholic: How Our Obsession with Meat Is Killing Us and What We Can Do About It

6. Marion Nestle, (2018), The Food Politics: How The Food Industry Influences Nutrition And Health


64 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page