top of page
yesil_yazilar_logo

Stoacılığın Temel İlkesi: Doğaya Uygun Yaşamak

  • Yazarın fotoğrafı: Birol SAĞLAM
    Birol SAĞLAM
  • 4 gün önce
  • 5 dakikada okunur

Stoacılığa göre iyi bir yaşamın anahtarı, “doğaya uygun yaşamak” ilkesinde saklıdır.

“Doğaya uygun yaşam” denildiğinde kastedilen; içgüdülerin peşinden gitmek ya da “doğal olanı” romantikleştirmek değildir. Stoacıların “doğa” dediği şey, hem evrenin rasyonel düzeni (kozmosun logos’u) hem de insanın kendi doğasıdır. Bu nedenle Stoacı etik, insanın ne olduğuna, yani insanın özüne bakıp “öyleyse nasıl yaşamalıyım?” sorusunu cevaplamaya çalışır.

Doğaya uygun yaşamak ilkesini açıklayan deniz meteforu
Stoacılıkta doğaya uygun yaşamak, insanın kendi aklını kullanarak elinden gelenin en iyisini yapması; fakat sonuçları, evrenin düzeninin bir parçası olarak sakinlikle kabul etmesidir.

Antik Stoacıların kata phusin" adını verdiği bu ilke, felsefenin nihai hedefini ifade eder. Ancak bu kavram tek boyutlu değildir. Doğaya uygun yaşamak, hem insanın kendi doğasına uygun hareket etmesini hem de evrensel doğanın işleyişiyle uyum içinde olmasını gerektirir.

  • 👉 7 – Stoa Felsefesi: 10 Temel Etik İlke

Rasyonel Doğa İle Uyum

Stoacılara göre insanı diğer canlılardan ayıran en temel özellik, akıl yürütme yetisidir. İnsan, düşünebilen, yargıda bulunabilen ve seçim yapabilen bir varlıktır. Bu nedenle insan doğasına uygun yaşamak, aklı etkin biçimde kullanmak anlamına gelir. 

Aklı kullanmanın en pratik yolu, zihne gelen izlenimleri test etmektir. Hayvanlar içgüdüsel ve otomatik tepkiler verirken, rasyonel bir insan zihnine gelen bir düşünceyi veya duyguyu (örneğin bir öfke kıvılcımını) kabul etmeden önce analiz eder. Aklın görevi, bir izlenimin gerçek mi yoksa yanıltıcı mı olduğuna karar vermektir.

Stoacılıkta aklı kullanmak, zihnin bir kaptan gibi dümende kalması, dış olayların gürültüsüne rağmen içeride rasyonel ve erdemli bir düzen inşa etmesidir.

Erdem, dışsal başarılar ya da hazlarla değil; akla uygun, tutarlı ve bilinçli bir yaşam sürmekle ilgilidir. İnsan, aklını ne kadar iyi kullanırsa, kendi potansiyelini de o ölçüde gerçekleştirmiş olur.

Stoacılar için erdem, rasyonel doğanın mükemmelleşmiş halidir; bu yüzden erdemli bir hayat, doğayla en uyumlu hayattır.

Toplumsal Doğa İle Uyum

Stoacılıkta toplumsal doğa ile uyum, insanın hem rasyonel hem de sosyal bir varlık olduğu gerçeğini kabul ederek bu iki özelliği bir bütün olarak hayata geçirmesi anlamına gelir.

Stoacılık, insanı yalnızca bireysel bir varlık olarak görmez. İnsan aynı zamanda toplumsal (sosyal) bir canlıdır. Başkalarıyla ilişki kurmak, ortak iyiyi gözetmek, adil ve ölçülü davranmak insan doğasının ayrılmaz parçalarıdır. Bu yüzden Stoacı etik, yalnızca kişinin kendisiyle değil, toplumla kurduğu ilişkiyle de ilgilenir. Başkalarına karşı nezaketli olmak, insanları “yabancı” değil, aynı bütünün parçaları olarak görmek Stoacıların kozmopolis, yani “dünya yurttaşlığı” anlayışının temelidir.

Stoacılıkta erdemli bir eylem, mutlaka ortak yarara hizmet etmelidir. Marcus Aurelius’un ifadesiyle, "kovan için iyi olmayan şey, arı için de iyi olamaz"; yani toplumun zarar gördüğü bir durumda bireyin gerçek bir fayda sağlaması mümkün değildir.

Toplumsal uyum, kişinin hayatın ona sunduğu rolleri (baba, çocuk, yurttaş, komşu) erdemli bir şekilde yerine getirmesiyle sağlanır. Stoacı bir birey, başkaları adaletsiz davransa bile, kendi rasyonel doğasına sadık kalarak nezaket, adalet ve hoşgörü sergilemeye devam eder.

Özetle, toplumsal doğa ile uyum; diğer insanlarla olan derin bağımızı fark etmek, bencilliği bir kenara bırakarak insanlığın bir bütün olarak gelişmesi için çalışmak ve her sosyal etkileşimi bir erdem uygulama alanı olarak görmektir.

Evrensel Doğa İle Uyum

Doğaya uygun yaşamanın ikinci boyutu ise evrensel doğayla uyumdur. Stoacılar evreni rastgele işleyen bir kaos olarak değil, akıllı ve düzenli bir bütün olarak görürler. Bu düzeni yöneten ilkeye Logos adını verirler. Evrensel doğaya uygun yaşamak, insanın kendi kontrolü dışında gelişen olayları (hastalıkları, kayıpları, yaşlanmayı ve ölümü) bu büyük düzenin parçası olarak kabul etmesi anlamına gelir. Stoacılara göre bu olaylara öfkeyle direnmek, doğanın işleyişine karşı gelmektir.

Bu düşünceyi somutlaştırmak için Stoacılar güçlü benzetmeler kullanır. Epiktetos ve Marcus Aurelius, insanı bir bedene hizmet eden “ayak” ile karşılaştırır. Ayak, bedenin bataklıktan geçmesi gerektiğinde çamura batmayı isteyerek kabul eder; çünkü onun doğası bütüne hizmet etmektir. Benzer şekilde Stoacı birey de başına gelen talihsizlikleri, bütünün iyiliği için gerekli bir parça olarak görür.

Bir başka ünlü benzetme okçudur. Okçunun görevi, elinden gelenin en iyisini yapmaktır: yayı doğru germek, iyi nişan almak ve dikkatle atış yapmak. Ancak okun hedefi vurup vurmayacağı her zaman onun kontrolünde değildir. Stoacı bakış açısına göre başarı, sonuçta değil; çabada ve niyettedir.

Zenon’un araba ve köpek benzetmesi ise kaderle ilişkimizi anlatır. Arabanın arkasına bağlanan köpek, ya arabayla uyum içinde koşar ya da direnip sürüklenir. Her iki durumda da varacağı yer aynıdır; fark, yaşadığı deneyimdedir. Doğaya uygun yaşayan insan, kaderle kavga etmek yerine onunla uyumlanır.

Doğaya Uygun Yaşamak ve Erdem Özdeşliği

Bilgeliğin sırrı: Doğaya uygun yaşamak.

Stoacılara göre erdem (arete) ile doğaya uygun yaşamak aynı hakikatin iki farklı ifadesidir.

Erdem, bir varlığın kendi doğasını mükemmelliğe ulaştırmasıdır. Bir bıçağın erdemi iyi kesmesi, bir atın erdemi hızlı koşmasıyken; insanın erdemi, onu diğer tüm canlılardan ayıran akıl yetisini en yüksek seviyede kullanmasıdır.

Erdem, mutluluk (eudaimonia) için hem gerekli hem de yeterli olan yegane gerçek “iyi"dir. Sağlık, zenginlik gibi dışsal unsurlar doğaya uygun olsalar da ahlaki açıdan "kayıtsız" (indifferent) kabul edilirler.

Antik Stoacıların “Doğaya Uygun Yaşamak” İlkesinin Modern Yorumu

Stoacı felsefenin merkezinde yer alan “doğaya uygun yaşamak” ilkesi, Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi (RDDT)’nin kurucularına ilham vermiştir. Bu ilham, Stoacılığın modern terapilerin birebir öncülü olduğu anlamına gelmez; ancak insanın duygusal yaşamını akıl yoluyla dönüştürme fikrinin, iki yaklaşımda da ortak bir zemin oluşturduğunu gösterir.

Antik Stoacılara göre “doğaya uygun yaşamak”, insanın doğasına özgü yetileri (özellikle akıl ve toplumsallık kapasitesini) doğru kullanması demektir. İnsan, akıl sahibi bir varlık olarak olayları değerlendirme, yargılama ve bu yargılar doğrultusunda tepki verme gücüne sahiptir. Stoacılara göre duygusal sarsıntıların temelinde, olayların kendisinden çok onlara yüklenen yanlış yargılar bulunur. Bu nedenle sorun, dış dünyada değil; insanın zihinsel değerlendirme biçimindedir.

Modern RDDT de benzer bir varsayımdan hareket eder: Psikolojik sıkıntıların önemli bir kısmı, gerçeklikle uyumlu olmayan katı, mutlakçı ve işlevsiz düşünce kalıplarından kaynaklanır. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: RDDT, tüm duyguları “irrasyonel” olarak görmez. Aksine, terapinin hedefi duyguları bastırmak değil; akla aykırı, gerçekçi olmayan inançların daha esnek ve rasyonel düşüncelerle değiştirilmesidir. Böylece kişi, zorlayıcı durumlar karşısında daha sağlıklı ve yönetilebilir duygusal tepkiler geliştirebilir.

Her iki yaklaşım da insanın en ayırt edici özelliği olan akıl yürütme yetisini, duygusal dayanıklılık ve ruhsal iyilik hâli için temel araç olarak kabul eder.

Ancak Stoacılığın amacı bir terapi tekniği sunmak değil, bütüncül bir yaşam felsefesi geliştirmektir. RDDT ise klinik bağlamda, belirli psikolojik sorunları ele almak için yapılandırılmış bir yöntemdir. Buna rağmen, Stoacı “doğaya uygun yaşamak” ilkesinin modern dünyada, “gerçekçi düşünmek, kaçınılmaz olanı kabul etmek ve yargılarımızı akılla düzenlemek” şeklinde yeniden yorumlandığını söylemek mümkündür.

Sonuç olarak; Stoacılıkta doğaya uygun yaşamak, insanın kendi aklını kullanarak elinden gelenin en iyisini yapması; fakat sonuçları, evrenin düzeninin bir parçası olarak sakinlikle kabul etmesidir. Bu tutum, pasiflik değil; bilgelikle yoğrulmuş bir kabulleniştir. Stoacı için gerçek özgürlük, tam da bu uyumun içinde ortaya çıkar.

📖 İlgili Rehber Yazıları


Faydalanılan Kaynaklar

1.  Donald Robertson, (2013), Stoicism and the Art of Happiness

2. Jonas Salzgeber, (2019), The Little Book of Stoicism

3. Brigid-Delaney, (2023), Kaotik Zamanlarda Stoacı Olmanın Yolları

4. John Sellars, (2020), The Pocket Stoic

5. Ryan Holiday, (2020), Lives of the Stoics; The Art of Living from Zeno to Marcus Aurelius

6. Massimo Pigliucci, (2017), How to Be a Stoic

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

© 2025 Yeşil Yazılar - Tüm Hakları Saklıdır. İçerikler İzinsiz Kullanılamaz ve Çoğaltılamaz.

ABONE OLUN, ÜCRETSİZ KURGU DIŞI KİTAP E-POSTA BÜLTENİNE KATILIN

Aboneliğiniz icin teşekkurler!

bottom of page