top of page

Proteinin Yaşlanmadaki Rolü ve Genç Kalmak

Proteinin Yaşlanmadaki Rolü ve Genç Kalmak
İhtiyacımız kadar protein tüketmeliyiz, fazlasını değil.

Protein, biraz da küresel gıda şirketlerinin etkisiyle her zaman mükemmel ve kusursuz bir besin ögesi olarak tanıtılır. Beslenme sonucu oluşan sağlık sorunları genellikle karbonhidratlara yüklenirken protein baş köşeye oturtulur. Protein konusunda madalyonun bir yüzü devamlı beynimize nakşedilirken diğer yüzüne hiç değinilmez, hatta gözden kaçırılmaya çalışılır.

Proteinler yaşlanma sürecinde ve yaşlılık hastalıklarında çok önemli rol oynar.

Gençlik yıllarımızın kralı yaşlandığımızda başka bir kimliğe nasıl ve ne şekilde bürünüyor?

Genç Kalmanın Önündeki Engel:  Protein Kümelenmesi

Bilindiği üzere bir hücre milyonlarca protein içerir. Proteinler vücutta sürekli bir parçalanma ve sentez döngüsündedir. Ancak bu parçalanma ve sentez döngüsü sorunsuz çalışmaz. Yaşamın ilk yıllarında çok az sayıda protein süreçten kaçarak yanlış katlanırken, yaş ilerledikçe kaçak oksidatif olarak hasar görmüş protein sayısı artar ve hücrede daha fazla protein birikir.

Proteinler kümelenme eğilimindedir. Yaş ilerledikçe kırılmaz protein kümeleri hücreyi kaplamaya devam eder. Zaman geçtikçe hücrelerimiz kümelenmiş proteinlerle o kadar dolar ki artık iyi çalışamazlar.

Hücrelerin içinde ve dışında proteinlerin kümelenmesi yaşlılığa bağlı birçok hastalığa da sebep olur.

Yaşlılığa Bağlı Kalp Hastalıkları

Mesela kalbi ele alalım. Kalp, kalp kası hücrelerinden oluşur. Bu hücreler yavaş yavaş proteinlerle dolar. Sonuç olarak artık tam olarak kasılamaz, çünkü protein kümelenmesi hücrelerin etkin çalışmasını önler. Kalp, kanı daha az verimli pompalamaya başlar. Yaşlandıkça, kalbin vücuda kan pompalama yeteneği azalır.

Alzheimer ve Parkinson Hastalığı

Beyinde de benzer bir süreç meydana gelir. Yaşlanmaya bağlı en korkulan hastalıklardan biri Alzheimer hastalığıdır. Alzheimer hastalığına hem beyin hücrelerinin içinde hem de çevresinde biriken proteinler neden olur. Uzun vadede, beyin hücreleri bu protein yığınıyla boğulur ve ölürler.

Alzheimer bir hastalık olarak adlandırılıyor. Ancak protein kümelenmesi tipik bir yaşlanma olgusu olduğundan, normalde yaşlanan sağlıklı insanlarda da benzer bir olay meydana gelir, ancak daha yavaş gerçekleşir. 65 yaşından itibaren Alzheimer hastalığı riski her beş yılda bir iki katına çıkar ve bunun sonucunda 85 ile 90 yaş arasındaki her üç kişiden biri Alzheimer hastalığına yakalanır. Başka bir deyişle, yeterince uzun yaşarsak, herkes bir dereceye kadar bunar, çünkü Alzheimer hastalığı yaşlanma sürecinin doğasında vardır.

Proteinlerin yığılmasının neden olduğu bir başka beyin hastalığı da Parkinson hastalığıdır. Bu hastalıkta, esas olarak beynin otomatik ve sofistike hareketleri yapma yeteneğinden sorumlu bölgelerinde protein kümelenmesi meydana gelir. Sonuç olarak hastaların el ve bacaklarında titreme gelişir ve vücut hareketleri sertleşir.

Sinir Sisteminde Bozulmalar

Proteinler ayrıca omurilikteki sinir hücrelerinde de kümelenir. Bu, sinir hücrelerinin elektrik sinyalleri gönderme yeteneğini azaltır, böylece reflekslerimiz bozulur. Bu aynı zamanda tipik bir yaşlanma belirtisidir. Bu nedenle yirmi yaşındaki biri bir dakika boyunca tek ayak üzerinde kolayca durabilirken, bunu yapmak 50 yaşındaki biri için daha zor olabilir ve 70 yaşındaki biri bunu desteksiz yapamaz.

Akciğer Hastalıkları

Akciğerlerde de protein kümeleri oluşur ve bu da esnekliklerini kaybetmelerine neden olur. Daha az esnek akciğerler nefes aldığımızda iyi genişleyemez. Bu da bakterilerin akciğerde daha kolay yuva yapmasına ve enfeksiyonlara neden olmasına yol açar. Sonuç olarak, 75 yaş üstündeki yaşlı insanlar en yaygın ölüm nedenlerinden biri olan zatürreye daha duyarlıdır.

Organların Düzgün Çalışamaz Hale Gelmesi (Amiliodoz*)

Protein kümelenmesi sonunda en zorlu insanları bile devirebilir.  110 yıldan daha fazla yaşayan insanlar vardır. Bu insanlar sağlık ve beslenme biliminde devamlı inceleme konusu olmuşlardır.  

Araştırmalar, bu insanların genellikle amiloidoz dediğimiz bir hastalıktan öldüğünü göstermiştir. Bu aslında vücudun her yerinde proteinlerin genelleştirilmiş bir kümelenmesidir. Bir protein türü özellikle kümelenir ve vücutta büyük hasara neden olur. 

Böyle yaşlı insanlar öldüğünde, genellikle yaşlılıktan öldükleri söylenir. Ama bu doğru değildir; insanlar her zaman belirli bir nedenle ölürler. Süper asırlık kişilerde amiloidoz yaşlılıktan daha iyi bir açıklamadır. Yüz yıldan fazla süren protein yığılması akciğerleri, kalbi veya beyni sonunda yenik düşürür. Genelleştirilmiş protein kümelenmesi, bir yüzyıldan fazla yaşamış insanların genellikle nihai ölüm nedenidir.

Genç Kalmak Bitkisel Beslenme İle Mümkündür.
Genç kalmak bitkisel beslenme ile mümkündür.

Genç Kalmak veya Yaşlanmayı Geciktirmek Mümkün mü? 

Protein kümelenmesinin yaşlanmamızın bir nedeni olduğunun görülmesi bize diyetimiz hakkında da bir ipucu verir.

Karbonhidratlar (şekerler), yağlar ve proteinlerden oluşan diyetimizde, proteine daha fazla yer verirsek, hücrelerimizde daha fazla protein birikebilir ve dolaylı olarak bu durum vücudun daha hızlı yaşlanmasına neden olabilir.

Diyet proteinini gereğinden fazla alırsak, daha fazla parçalanma ve sentez döngüsü oluşur: bu da protein kümelenmesinin daha hızlı artışıyla sonuçlanır.

Et ve Süt Ürünleri
Hayvansal protein yaşlanma sürecini hızlandırır.

Proteinin Yaşlanma Sürecindeki Rolü Üzerine Yapılan Bazı Araştırmalar

Kemirgenler ne kadar çok protein yerse, yaşam sürelerinin o kadar kısaldığı uzun yıllardır bilinmektedir. Bunun tersi de doğrudur: Ne kadar az protein yerlerse o kadar uzun yaşarlar[1,2,3]. 

Tek bir esansiyel amino asidin çıkarıldığı bir diyet bile ömrü uzatabilir. Çeşitli araştırmalar, metiyonin amino asidinin kısıtlı olduğu diyetlerin kemirgenlerin ömrünü uzattığını göstermiştir[4,5].

Bunun tersi de geçerlidir. Sıçanları bol miktarda metiyonin içeren bir diyetle beslediğinizde (toplam kalorinin yüzde 2'si), kan damarları çok daha hızlı yaşlanır ve daha erken ölürler[6]. Yüzlerce fareyle yapılan bir başka büyük çalışma, farelerin ömrünü uzatanın kalori miktarı değil, özellikle daha düşük protein miktarı olduğunu göstermektedir[7]. Alzheimer hastalığı, protein kısıtlama döngüleri yoluyla farelerde yavaşlatılabilir.

Çok fazla et yemenin sağlıklı olmadığı açıktır. 120.000 katılımcıyla yapılan bir araştırma, tükettikleri her günlük et porsiyonunda kalp krizi riskinin yüzde 20 arttığını gösteriyor. Ayrıca et tüketimi ile artan diyabet, kanser riski ve genel ölüm vakası artışı arasında net bir bağlantı olduğu bulunmuştur[8]. 

Zaman içinde yaklaşık 450.000 Avrupalıyı takip eden bir başka çalışma, günde 160 gram işlenmiş et yiyen katılımcıların az et tüketenlere nazaran yüzde 18 ila 44 daha yüksek ölüm riski taşıdığını gösteriyor[9].

2006 yılında yapılan bir araştırma, çok fazla et yiyen kişilerin kan kanseri olan Hodgkin dışı lenfoma riskinin iki kat daha yüksek olduğunu göstermiştir. Her gün et yiyen yirmi bir kadının, haftada üç defadan az et yiyen kadınlara kıyasla meme kanseri riski iki kat daha yüksek bulunmuştur[10]. Et, özellikle kırmızı et, kolon kanseri riskini de artırır.

Bunlar, hayvansal ürünlerin dolayısıyla yüksek proteinin sağlıksız olduğunu gösteren birçok çalışmaya sadece birkaç örnektir. Bu nedenle, birçok ülkede, devlet sağlık kuruluşları tarafından ortaya konan diyet yönergeleri nihayet daha az kırmızı et yemeyi önermektedir. En son 2024 yılı başında yayınlanan Alman Yeni Diyet Yönergesi diyetin en az yüzde 75’inin bitkisel gıdalardan oluşması, haftada 300 gramdan az et tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.

Yaşlanmada Bitkisel Kaynaklı Protein

Çok fazla hayvansal protein yaşlanmayı hızlandırabilir. Ancak bunun bitkisel protein (kuru yemişler, baklagiller, sebzeler veya mantarlardan alınan protein) için doğru olmadığı ortaya çıkmıştır. Bitkisel protein yaşlanmaya bağlı hastalık riskini artırmaz.

Neden böyle? Bitkisel proteinler genellikle hayvansal proteinlerden farklı bir bileşime sahiptir. Daha az sülfürik amino asit ve daha az büyüme uyarıcı metiyonin içerirler ve hayvansal proteinler kadar mTOR veya IGF-1 gibi yaşlanmayı hızlandıran büyüme hormonlarının salınımını uyarmazlar[11]. 

Bu nedenle vejetaryenlerin genellikle daha uzun yaşaması da şaşırtıcı değildir. Bazı araştırmalara göre vejetaryenler, et yiyen insanlara göre dört-yedi yıl daha uzun yaşarlar ve yaşlanmaya bağlı hastalıklardan daha az etkilenirler[12,13]

Uzmanlar uzun zamandır çok yaşlı insanların genellikle fazla et yemediğini fark etmişlerdir. Dahası, bilim adamları, insanların daha uzun yaşadığı ve Mavi Bölgeler olarak adlandırılan bölgeleri incelemişler, bu bölgelerde yaşayan insanların bitkisel ağırlıklı beslendiklerini bulmuşlardır.

Gelişmiş ülkelerde çoğu insan için birincil protein kaynağı ettir. Büyük ve güçlü büyümek için sıklıkla et yememiz gerektiği söylenmektedir. Ancak birçok ünlü ve gücünü kanıtlamış vegan ve vejetaryen sporcu ve atlet, hatta boksör ve halterci vardır. Ayrıca filler gibi asla et yemeden büyük, güçlü olabilen birçok hayvan mevcuttur.   

Protein Seçiminde Gıda Endüstrisinin Rolü

Gıda endüstrisi yaşlılarda ve tüm insanlarda protein alımını artırmaktan daha çok başka bir şey istemez. Genç kalmak ve yaşlanma sürecini yavaşlatmak onların pek umurunda değildir. Çünkü ürettikleri etleri ve süt ürünlerini satmaları gerekmektedir.

Bu sürdürülemez. İnsanların sadece kendi iyiliği için değil, çevre uğruna da daha az et yemeye başlayacakları bir zaman muhakkak gelecektir. Tabağınıza konan her bir kilogram sığır eti için hem hayvanları beslemek hem de onlar için tahıl yetiştirmek için yaklaşık 16.000 litre su gerekir. Buna karşılık, bir kilogram domates sadece 210 litre suya ihtiyaç duyar. Yarım kilo daha az et yiyerek, üç ay duş almaya yetecek miktardan fazla su tasarrufu sağlarsınız.

Yeryüzündeki tüm hayvanlar mevcut tüm içme suyunun üçte birini kullanır. Gerçekte bir gezegende değil, devasa bir çiftlikte yaşıyoruz; toplam buzsuz kara yüzeyinin yüzde 40'ı insanlığı beslemek için ve bu toprakların yüzde 30'u et üretmek için kullanılıyor.

Genç Kalmak İçin Protein Kıstlaması
Protein kısıtlamasının genel faydaları

Yazının Özeti

Çok fazla hayvansal protein yemek yaşlanmayı hızlandırır ve diyabet, kalp hastalığı ve makula dejenerasyonu dahil kanser ve yaşlanmaya bağlı hastalık riskini artırır. Düşük düzeyde fakat yeterli ve yaşa uygun miktarda protein almak çok önemlidir. Yetersiz protein alımının olumsuz sağlık etkileri de göz ardı edilmemelidir.

Et ve hayvansal ürünler açısından zengin diyet benimseyenler ihtiyaçları olan günlük proteinin en az iki katını, çoğunlukla üç katını alırlar. Bundan kaçınmanın yolu bitkisel beslenmeye geçmektir. Et ve / veya süt ürünleri alımının azaltılması, protein alımını önemli ölçüde azaltıyor görünmektedir.

Genç kalmanın anahtarı bitkisel beslenmededir. Bitkisel beslenmede ne kadar çok yerseniz yiyin günlük diyet protein ihtiyacını çok fazla aşamazsınız. Bunun yanında diğer yaşlanma faktörlerinin (oksidatif stress gibi) etkilerini en aza indirecek antioksidan, vitamin ve mineralleri de bol miktarda alırsınız.

Bitkisel beslenme gibi düşük proteinli diyetlerin sağlığımızı iyileştirmemize ve ölüm riskini azaltmamıza yardımcı olduğu bilinmekle beraber bu diyetlerin nasıl faydalı olduğu konusunda birçok gizem hala sürmektedir. Çalışmalar, diyet proteinini oluşturan yapı taşları olan spesifik amino asitlerin etkilerden sorumlu olduğunu göstermektedir.

 Notlar

*Amiloidoz, amiloid adı verilen ve kemik iliğinde üretilen bir proteinin organlarda anormal derecede birikmesi sonucu kalp, böbrekler, karaciğer, dalak, sinir sistemi ve sindirim sistemi gibi organların düzgün çalışmamasına neden olan nadir bir hastalıktır.


Araştırma Kaynakları

[1] B. P. Yu, “Nutritional influences on aging of Fischer 344 rats: I. Physical, metabolic, and longevity characteristics.” Journal of Gerontology 40, no. 6 (November 1985): 657–70.

[2] S. Leto, “Dietary protein, life-span, and biochemical variables in female mice.” Journal of Gerontology 31, no. 2 (March 1976): 144–48.

[3] M. Ross, “Food preference and length of life.” Science 190, no. 4210 (October 1975): 165–67.

[4] J. P. Richie, “Methionine restriction increases blood glutathione and longevity in F344 rats.” FASEB Journal: Official Publication of the Federation of American Societies for Experimental Biology 8, no. 15 (December 1994): 1302–7.

[5] M. López-Torres, “Lowered methionine ingestion as responsible for the decrease in rodent mitochondrial oxidative stress in protein and dietary restriction possible implications for humans.” Biochimica et biophysica acta 1780, no. 11 (November 2008): 1337–47.

[6] D. Fau, “Effects of ingestion of high protein or excess methionine diets by rats for two years.” Journal of Nutrition 118, no. 1 (January 1988): 128–33.

[7] S. M. Solon-Biet, “The ratio of macronutrients, not caloric intake, dictates cardiometabolic health, aging, and longevity in ad libitum-fed mice.” Cell Metabolism 19, no. 3 (March 2014): 418–30.

[8] A. Pan, “Red meat consumption and mortality: results from 2 prospective cohort studies.”Archives of Internal Medicine 172, no. 7 (April 2012): 555–63.

[9] S. Rohrmann, “Meat consumption and mortality—results from the European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition.” BMC Medicine 11, no. 1 (January 2013): 63.

[10] E. Cho, “Red meat intake and risk of breast cancer among premenopausal women.” Archivesof Internal Medicine 166, no. 20 (November 2006): 2253–59.

[11] N. E. Allen, “The associations of diet with serum insulin-like growth factor I and its mainbinding proteins in 292 women meat-eaters, vegetarians, and vegans.” Cancer Epidemiology,Biomarkers and Prevention: A Publication of the American Association for Cancer Research,Cosponsored by the American Society of Preventive Oncology 11, no. 11 (December 2002): 1441–48.

[12] M. J. Orlich, “Vegetarian dietary patterns and mortality in Adventist Health Study 2.” JAMA Internal Medicine 173, no. 13 (July 2013): 1230–38.

]13] M. F. McCarty, “The low-methionine content of vegan diets may make methionine restriction feasible as a life extension strategy.” Medical Hypotheses 72, no. 2 (February 2009): 125–28.

 

Faydalanılan Kaynaklar

1.  Kris Verburgh, (2018), The Longevity Code: Secrets to Living Well for Longer from the Front Lines of Science

2. Dr Valter Longo, (2018), The Longevity Diet, Discover the New Science to Slow Aging, Fight Disease

3. Anita Krisko1 and Miroslav Radman tarafından yapılan araştırma,  [28 February 2019] Protein damage, ageing and age-related diseases. 

[İndirme, https://royalsocietypublishing.org/ on 14 May 2024]

4. Reji Babygirija ve Dudley W. Lamming tarafından yapılan Meta-Analiz, [11 May 2021] Reducing meat and/or dairy consumption in adults: a systematic review and meta-analysis of effects on protein intake, anthropometric values, and body composition.

20 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários

Avaliado com 0 de 5 estrelas.
Ainda sem avaliações

Adicione uma avaliação
bottom of page